Sevgili anne-babalar, itiraf edelim: Çocuk kitapçısına girdiğimizde hepimiz gizli birer "müfettiş" kesiliyoruz. Bir elimizde kitap, kafamızda sorular: "Bu kitap çocuğuma ne öğretecek?", "İçinde gizli bir mesaj mı var", "Neden tavşanın burnu yeşil, bu sanatsal bir tercih mi yoksa bir şeye gönderme mi?"
Çocuk edebiyatı dünyası, bir yanda "Öğretici (Didaktik) Tayfa", diğer yanda "Sanat Sanat İçindir Diyen Estetikçiler" arasında tatlı bir savaş alanı gibi. Peki biz zavallı yetişkinler, bu iki kutup arasında doğru kitabı nasıl seçeceğiz?
Bazı kitaplar vardır, daha ilk sayfadan elinize bir cetvel alıp ders anlatacakmış gibi durur: "Ayşe bugün sütünü içti ve çok mutlu oldu. Süt içmeyenler ise küçücük kaldı. Eyvaaah!" İşte biz buna "parmak sallayan didaktizm" diyoruz.
Burnunuza doğru sallanan o parmağın rüzgarını hissettiniz mi? Bir titreme geldi.
Tamam, çocuklarımıza iyi alışkanlıklar kazandırmak istiyoruz ama kabul edelim; biz bile "Diyet yapmalısın!" diyen bir kitabı okurken sıkılıp gizlice mutfağa gidiyoruz.
Buzdolabının alt rafında biraz sarma olacaktı!
Çocuklar ise bu "öğretme çabasını" kilometre öteden sezer ve o kitabı hızla oyuncak kamyonun altına iterler.
Ama çocuğum kaç para verdik o kitaba, oldu mu şimdi? Oysa bir okusan var ya hemencecik nazik birine dönüşecektin. Dur evladım, vurma o ayıcığa.
Ebeveynlerin en büyük korkusu...
Hayır, zihninden 4 basamaklı sayıları çarpmayı öğrenemeyecek korkusu değil. Böyle bir korku mu var?
Ebeveynlerin en büyük korkusu, kitabı bitirdiğinde çocuğun "Ee, ne oldu şimdi? Hiçbir şey anlamadım." demesi. Daha fenası alması gereken dersi almaması.
Tamam, en büyük olmasa da önemli bir korku diyelim.
Oysa bazen bir kitabın tek amacı; çocuğun hayal gücünü gıdıklamak, ona estetik bir haz vermek veya sadece "saçma sapan" bir şeye beraber gülmenizi sağlamaktır.
Beraber gülebildiğiniz şey zihinde kalıcı olur.
Akademik olarak bakarsak; çocuk edebiyatı sadece bir "öğretme aracı" değildir. Bir sanat dalıdır. Çocuğun o yeşil burunlu tavşana bakıp "Neden yeşil?" diye sorması, aslında onun eleştirel düşünme ve estetik algısının başladığı andır. Yani o kitap bir şey öğretmedi sanırsınız ama aslında çocuğunuzun "güzeli takdir etme" yeteneğini beslemiştir. Güzeli takdir eden, güzel görür. Güzeli görür, güzelin arkasındaki GÜZEL'e meftun olmayı öğrenir.
Her şey adım adım...
Doğru kitap, bir çayın içindeki şeker gibi olmalıdır; tadını almalısınız ama şekerin kristallerini ağzınızda hissetmemelisiniz.
Bayramda şekerlenen baklava ikram etmek istemeyiz, değil mi? Baklavada şeker var diye şeker taneciklerini tabağın her tarafında görmemize gerek var mı?
Unutmayın; çocuk edebiyatının en büyük başarısı, çocuğa bir şey "yüklemek" değil, çocuğun içindeki o muazzam potansiyeli "uyandırmaktır".
Eveet, zaten hepimizin çocuğu birer Picasso, bunu zaten biliyoruz. Uyandırın işte onu.
Eğer "Hem sanatsal olsun hem de çocuğumun ruhuna dokunsun" diyorsanız, işte sizin için seçtiğimiz 3 tatlı kitap önerisi:
Aa bunlar şey değil mi, instagramda keşfette hani.
Her yerde görmeniz değerini düşürmez.
1. "Nokta" - (Peter H. Reynolds)
Neden Okunmalı? Sanat ve özgüven üzerine yazılmış en iyi kitaplardan biri. "Ben resim yapamam" diyen bir çocuğun, tek bir noktayla başlayan yolculuğunu anlatıyor. Öğretici mi? Evet. Sanatsal mı? Kesinlikle! Resim dersi vermiyor ama "deneme cesareti" aşılıyor.
Biz de oyunlarımızda tam olarak bu 'deneme cesaretini' hedefliyoruz. Oyunlarımıza göz atmak için TIKLAYIN. Ama lütfen önce yazıyı okumayı bitirin. Yarıda kalan şeylere karşı hassasız. Tabakta kalan pirinç... Neyse siz devam edin.
2. "Eyvah Kalbim Kırıldı" - (Yazar ve Çizer: Elif Yemenici):
Neden Okunmalı? Kalbi kırılan bir çocuğun, o kırılan parçayı aramaya çıkışını anlatan bu kitap, tam bir duygusal şölen. "Üzülme, geçer" gibi didaktik bir teselli vermek yerine; hüznü, arayışı ve iyileşmeyi kuşların kanatlarına, rüzgarın sesine yüklüyor. Elif Yemenici'nin imzasını taşıyan o her biri tablo değerindeki çizimler, çocuğun estetik algısını zirveye taşırken duyguları yönetme (öz-düzenleme) becerisini de fısıltıyla öğretiyor. Yerli çocuk edebiyatının bu en "sanat dolu" hallerinden birini kütüphanenize mutlaka konuk etmelisiniz.
3. Bunun Adı Findel" - (Andrew Clements)
Neden Okunmalı? Eğer bir çocuk "Neden kelimeler sözlükteki halleriyle kalmak zorunda?" diye sorarsa, cevap bu kitaptır. Nick’in "kalem" kelimesini "findel" yaparak başlattığı o tatlı isyan, otoriteyle yaratıcılık arasındaki o ince çizgiyi muazzam bir mizahla ele alıyor. Kuralların neden var olduğunu ama hayal gücünün o kuralları nasıl esnetebileceğini anlatan, hem düşündüren hem de çok eğlendiren bir modern klasik.
Sevgili ebeveynler ve eğitimci dostlarımız; çocuk edebiyatındaki o ince çizgi, aslında hayatın ta kendisidir. Bir kitabın sayfalarında sanatsal bir hazla kaybolan çocuk, dünyayı daha renkli görmeye başlar. O "findel" diyerek kelimeleri esneten, "nokta" koyarak dünyasını değiştiren çocukların hayal gücü, bizim en kıymetli hazinemiz.
Biz de BirŞebnemOyun mutfağında tam olarak bu felsefeyle çalışıyoruz. Tasarladığımız her eğitim materyalinde ve oyun kurgusunda; didaktik bir "öğretme" kaygısından ziyade, çocuğun kendi potansiyelini bir oyunun içinde, tıpkı iyi bir kitabın sayfalarındaki gibi keşfetmesini hedefliyoruz.
Çünkü biliyoruz ki; kalbi nezaketle, zihni estetikle dokunan bir çocuğun hayal gücünü hiçbir kural sınırlayamaz.
Siz de bu yolculukta bize katılmak ve çocuklarınızın dünyasına yeni pencereler açmak isterseniz;
Bir sonraki yazımızda, oyunun o sihirli dünyasında tekrar buluşmak dileğiyle...
Hoşça bakın zatınıza✨